Marmara Bölgesi Türkiye

Bursa’nın Tarihi Yerleri – Bursa’da Gezilecek Tarihi Yerler

1326 yılında Bizans topraklarından Osmanlı topraklarına dahil edilen ve Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olması nedeniyle Osmanlı izlerinin yoğun olarak hissedildiği şehir olan Bursa; İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra nüfus yoğunlu bakımından Türkiye’nin en büyük 4. şehridir. Bursa, nüfus yoğunluğu ve ekonomik açıdan Türkiye’nin en gelişmiş kentlerinden birisi olmasının yanı sıra tarihsel ve doğal zenginlikleri ile de oldukça büyük önem taşımaktadır.   Marmara Bölgesi’nin gözde şehirlerinden birisi olan ve sahip olduğu yeşil dokusu nedeniyle Yeşil Bursa olarak tanımlanan şehirde, 27 arkeolojik, 1 doğal, 3 kentsel sit alanı, 2042 adet korunması gereken anıtsal yapının yanı sıra birçok türbe ve cami de yer almaktadır. Peki inanç, doğa, kültür turizmi, tarihi ve coğrafyasının yanı sıra kültürü ile de dikkatleri üzerinde toplayan Bursa’nın tarihi yerleri nelerdir?

Bursa’da Gezilecek Tarihi Yerleri Neler?

Yukarıda da belirttiğimiz Bursa’nın çok zengin bir kültürel ve doğa zenginliği bulunmaktadır. Tek başına sadece doğa güzelliğile bile dikkat çeken bir şehir olmasının yanında Bursa’nın tarihi yerleri bizim kültür tarihimiz açısından oldukça önem arz etmektedir. Bursa’da görülmesi gereken yerleri günübirlik gezilerle tamamlamanız pek de mümkün değildir. Bursa’nın güzelliklerine tam olarak erişebilmek için en azından 2-3 günlük bir plan yapmanız oldukça sağlıklı olacaktır. Emin olun bu sürede göreceğiniz tarihi ve doğal güzellikleri sizleri oldukça tatmin edecektir. Bursa’da bir milletin yaklaşık 700 yıllık bir kültür birikimine yakından şahit olacaksınız.

Bursa Koza Han

Bursa’nın en güzel hanı olarak kabul edilen ve günümüzde yoğun bir şekilde kullanılan han, 1490 yılında, 2. Beyazıt tarafından İstanbul’daki hayır yapılarına kaynak oluşturması amacıyla yaptırılmıştır. Ağaçların gölgesinde bir bahçeye sahip olan, tarihi dokusu ile Bursa’nın en özel yerlerinden birisini oluşturan han, dikdörtgen bir avlu çevresinde, tuğla ve taştan örülmüş duvarları ile iki katlı bir yapı halindedir. Ulu Camii ile Orhan Camii arasında bulunan ve tarihsel süreç içerisinde Ceddid-i Evvel, Beylik Kervansarayı, Beylik Hanı, Şimşek Hanı, Cedid-i Amire ve Yeni Kervansaray gibi isimler ile anılmış olan han, günümüzde ipek kumaşlar, ipek eşarplar, sanatsal ürünler, ev tekstili ve çeyiz ürünleri ile hediyelik eşyaların satıldığı bir çarşı halindedir. Doğu tarafında ahır ve depoların yer aldığı Koza Hanının alt katında 45, üst katında ise 50 tane oda yer almaktadır.

Ulu Camii 

Bursa’nın Ayasofya’sı olarak kabul edilen ve her tarafı tarih kokan cami, 1396 ile 1399 yılları arasında, Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Ulu Camii, Bursa’nın simgelerinden birisi olarak kabul edilmesi ile birlikte rivayete göre; Yıldırım Beyazıt, Niğbolu savaşını kazanmasının ardından yirmi cami yaptırmaya karar ve Bursa’ya döndüğünde bu fikrini damadı Emir Sultan ile paylaşır. Damadı ise padiaşaha, yirmi cami yerine yirmi minareli cami yaptırmasını tavsiye eder. Niğbolu savaşından kazanılan ganimet ile yapılan caminin yerinin, Emir Sultan’a rüyasında manevi bir şekilde gösterildiğine inanılmaktadır. Osmanlı mimarisi ile yapılan, 55 metreye 69 metre boyutlarına sahip olan ve 3.165.2 m2’lik dikdörtgen bir yapıya sahip olan cami, tarihsel süreç içerisinde yangınlar, savaşlar ve depremler nedeniyle birçok kez tahrip olmuş olmasına rağmen 13 farklı restorasyon çalışmasından sonra günümüzdeki halini almıştır. Ulu Camii’nin bir başka önemli özelliği ise; Türk – İslam tarihinin en eski camileri arasında yer alması olarak gösterilmektedir.

Yeşil Türbe

Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Sultan Mehmet Çelebi tarafından 1421 yılında, Hacı İvaz Paşa’ya yaptırılan türbenin en önemli özelliği olarak, Osmanlı mimari yapıları içerisinde bütün duvarları çini ile kaplı olan tek türbe olması gösterilmektedir. Türbe, sekizgen bir yapıya ve kurşun kaplı bir kubbeye sahip olmakla birlikte tepeden tırnağa çini süslemeleri ve mozaikler ile süslenmiş olması, türbeyi eşsiz bir yapı haline getirmektedir. Türbenin mihrap kısmı, bir sanat baş yapıtı olarak kabul edilmektedir ki bunu en büyük nedeni olarak, renkli ve geometrik motifli çiniler ile süslenmiş olmasıdır. Türbenin en önemli özelliklerinden bir diğeri ise; türbe içerisinde, Çelebi Sultan Mehmet’in, sekiz köşeye sahip, yan tarafları mermer bir kaide üzerinde bulunan beyaz, mavi, sarı ve lacivert çiniler ile bezenmiş sandukasının yer almasıdır. Türbe içerisinde ayrıca, Çelebi Sultan Mehmet’in sandukasının çevresinde kızları, dadısı ve oğullarından bazılarının da sandukaları yer almaktadır.

Çekirge 

Rivayete göre; Osmanlı Dönemi içerisinde, günümüzde Çekirge olarak adlandırılan bölgede gerçekleşen bir çekirge istilası sonucunda Çekirge olarak adlandırılan Bursa’nın en eski semtlerinden birisidir. Upuzun ağaçların gölgesinde kurulmuş ve 3-4 kattan oluşan bahçeli evlerin yanyana dizildiği semt, eşsiz manzarası ile bilinmektedir. Çekirge semti, Hacivat ve Karagöz’ün mezarlarına ev sahipliği yapıyor olmasının yanı sıra Bursa’ya tepeden bakmak isteyenlerin tercih ettiği, Armutlu Meydanı olarak adlandırılan küçük ve sevimli bir meydana da ev sahipliği yapmaktadır.

Çekirge Hamamı

1365 ile 1370 yılları arasında yapılan hamam, Bursa’da kadınların ücretsiz olarak yararlanabilmeleri için kadınlar hamamı olarak yaptırılmıştır. Soğukluk ve sıcaklık olarak iki bölümden oluşan hamamın, soğukluk bölümünün üzeri kubbe ile örtülü durumdadır. Soğukluk bölümünden açılan bir koridor ile sıcaklık bölümüne bağlanan hamamın, sıcaklık bölümünde, bir usturalık ve bir hela bulunmakla birlikte üzeri kubbe ile örtülmüş durumdadır. Çekirge Hamamı’nın en önemli özelliği ise; adakların adandığı kutsal bir yer olma özelliğini sürdürüyor olması olarak kabul edilmektedir. Dilek dileyerek adak adayan kadınlar, dilekleri gerçekleştiğinde hamamı, bir günlüğüne kiralayarak yakınlarıyla birlikte yıkanmaktadırlar.

Emir Sultan Külliyesi

Cami, türbe ve tekkeden oluşan yapı, “Sultan Külliyesi” olarak da anılmaktadır ve dini anlamda önem arz eden ziyaret noktalarından birisini oluşturmaktadır. İstanbul’daki Eyüp Sultan Türbesi’nden sonra Türkiye’de en çok ziyaret edilen cami ve türbeler arasında yer almaktadır. Düğün ve sünnet gibi özel günlerde, insanların dua etmek için geldikleri ve önemli dini günlerde ziyaret edilerek mevlüt okunan külliyenin, sekizgen olan türbesinin içerisinde, Emir Sultan, oğlu Emir Ali, eşi Hunde Hatun ve iki kızının gömütleri de yer almaktadır. Külliye, Çelebi Sultan Mehmet zamanında, Yıldırım Beyazıt’ın kızı Hundi Fatma Hatun tarafından kocası Emir Sultan adına inşa ettirilmiştir . Külliyenin içerisinde bir de hamam bulunmaktadır ki tarihsel süreci içerisinde 4 kere restore edildikten sonra 2008 yılında hizmete açılmıştır.

Saitabat Köyü

Eski zamanlarda Bayındır Köyü olarak bilinen ancak günümüzde Saitabat Köyü olarak anılan köy, şehir merkezine 12 km mesafede yer almaktadır. Kestel ilçesinin girişinde bulunan şelalenin alt tarafına kurulmuş olan köyün orjinal hali, sel nedeniyle toprak altında kalmış olmakla birlikte köyün, 1. Dünya Savaşı sırasında, Rus istilasından korunmak amacıyla sığınak olarak kullanıldığı bilinmektedir. Günümüzde, köy özelliğini kaybederek vilların, piknik yerlerinin ve restoranların bulunduğu bir belde halini almış durumdadır. 

Bursa Kapalı Çarşı

Bir Bursa seyahati sırasında olmazsa olmaz durak noktalarından birini oluşturan Kapalı Çarşı, Heykel semti sınırları içerisinde yer almaktadır. Kuyumcular ve tekstilciler tarafı olarak ikiye ayrılan çarşının içerisinde bulunan küçük bir dükkanda yapılan mantı ve kıyma ya da kuşbaşı ile yapılan pidenin tadına bakmadan Bursa’yı terk etmenin hata sayılabileceğini GezGez ailesi olarak rahatlıkla söyleyebiliriz.

Oylat Pazarı

Genel olarak dinlenme amacı ile tatilciler tarafından tercih edilen ve İnegöl ilçesi sınırları içerisinde yer alan Oylat Pazarı içerisinde, gezilecek çok fazla yer olmamakla birlikte Oylat Mağarası ve Oylat Şelalesi, görülmesi gereken yerler arasında sayılablirler.

Saitabat Şelalesi

Kestel ilçesinin Derekızık köyüne 3 km mesafede yer alan ve etrafı yeşil çimenler ve çınar ağaçları ile süslenmiş olan şelale, Uludağ’dan gelen suların oluşturduğu bir kanyondan akmaktadır. Bursa halkı ve ziyaretçileri tarafından sıklıkla ziyaret edilen şelalenin çevresinde birçok et ve mangal lokantaları ya da büfe bulabilirsiniz.

Nikaia Antik Kenti

Bursa’nın İznik ilçesi sınırları içerisinde, İlkçağ’da kurulmuş ancak M.Ö. 4. Yüzyılda yıkılmış bir kent olan Nikaia Antik Kenti içerisinde bulunan su yolları, kent surları, tiyatro ve kiliseler, kentin kurulduğu dönem içerisindeki sosyal, dinsel ve kültürel yapısını en güzel yansıtan öğeler olarak kabul edilmektedirler. Antik kent içerisinde yaşayan yerli halk, Bithynia havarilerinden olan Petrus’un baskısı sonucunda Hıristiyanlığı kabul etmiş olmakla birlikte antik kentten günümüze kadar ulaşmayı başaran malesef çok fazla kalıntı olmamıştır.

Abdal Mehmed Türbesi

1450 yılında, Sultan 2. Murat tarafından Abdal Camii’nin karşısında yaptırılan türbe, kare planlı bir yapıya sahiptir ve içerisinde, Abdal Mehmed’e ait bir de sanduka yer almaktadır.

Abdal Mehmed Camii

Başçı İbrahim tarafından Abdal Mehmed adına yaptırılmış olan cami, dikdörtgen bir yapıya sahiptir ve iki tane oval kubbesi ile bir de çeşmesi bulunmaktadır. 1955 yılında, Bursa Eski Eseerkeri Severler Kurumu tarafından restore edilerek onarılan cami, Abdal Caddesi, Tahal Caddesi ve Gül Sokak’ın birleştiği noktada yer almaktadır.

Yıldırım Bayezid Türbesi

Yıldırım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman tarafından 1406 yılında yaptırılan türbe, revaklı Osmanlı türbelerinin ilki olarak kabul edilmektedir ve içerisinde, Yıldırım Bayezıd’ın sandukasına ek olarak oğlu İsa Çelebi’nin de sandukasının yer aldığı bilinmektedir.

Bursa il sınırları içerisindeki hamamları ismen belirtmek gerekirse; Aynalı Çarşı olarak da bilinen Orhan Hamamı, Demirtaş olarak da bilinen Tümurtaş Paşa HamamıTavuk Pazarı Hamamı, Şengül Hamamı, Reyhan Paşa Hamamı, Perşembe Hamamı, Nasuh Paşa Hamamı, Nalıncılar Hamamı, Mudanya Tahir Ağa Hamamı, Mudanya Hasan Bey Hamamı, Zeytinbağı olarak da bilinen Mudanya Trilye HamamıKayhan Hamamı, 2. Murat Hamamı, 1. Murat Hamamı, Armutlu Hamamı, Dayıoğlu Hamamı, Davut Paşa Hamamı, çifte hamam tipolojisine uygun olan ve eski yeni hamam olarak da bilinen Ördekli Hamamı ve Çakırağa Hamamı şeklinde sıralama yapılabilir.

İznik Hypoje Yeraltı Mezarları

4. Ve 5. Yüzyılda yapılmış olmalarına rağmen günümüze kadar orjinalliğini kaybetmeden gelmiş olan yeraltı mezarları, tavanı ve duvarlarında Erken Hıristiyanlık Dönemi’ne ait olan renkli freskoları ve tavus kuşları ile oluşturulmuş rengarenk kompozisyonu ile günümüzde de canlılığını korumaya devam etmektedir.

Bursa il sınırları içerisinde yer alan ve tarihsel önem taşıyan okulları ismen belirtmek gerekirse; Mudanya Trilye Taş Mektep, günümüzde Işıklar Askeri Lisesi olarak da bilinen Mekteb-i Fünun-i İdadi, Hoca İlyas Mektebi, İpekçilik Okulu olarak da bilinen Harir Darüttalimi, Hamidiye Sanayi Mektebi, Erkek Lisesi olarak da bilinen Mülkiye İdadisi, Erkek Öğretmen Okulu olarak da bilinen Darü’l-muallimin ve Ziraat Mektebi şeklinde sıralama yapılabilir.

Fabrika-i Humayun

1852 yılında, sanayileşme ve endüstrileşme çalışmalarının bir parçası olarak devlet tarafından kurulan fabrika-i Humayun, sarayda kullanılacak olan kumaşlar ve halılar için iplik üretme amacıyla kurulmuş ve Osmanlı devlet adamlarının yanısıra Avrupa’nın devlet adamlarını da giydirmiştir. 8000 m2’lik bir alanda kurulu olan fabrika günümüzde, restore edilerek bir eğitim ve sanat merkezi haline getirilmiştir.

Tophane Saat Kulesi

Sultan Abdülaziz dönemi içerisinde yapılan ancak tam olarak bilinemeyen bir tarihte yakılarak 1906 yılında, 2. Abdülhamit’in tahta çıkışı şerefine Vali Reşit Mümtaz Paşa tarafından tekrar hizmete açılmıştır.

Bursa il sınırları içerisinde yer alan köprüleri ismen belirtmek gerekirse; Osmangazi ve Yıldırım ilçelerini birbirine bağlayan Setbaşı Köprüsü, Nilüfer Çayı’nın kollarından bir tanesi üzerinde kurulmuş olan Mihraplı Köprüsü, Gökdere ilçesi sınırları içerisindeki en önemli köprü olan ve Osmangazi ile Yıldırım ilçelerini birbirine bağlayan Irgandı Köprüsü, üzerinde ahır ve depoların yer alması nedeniyle dünya üzerinde eşsiz bir köprü olarak kabul edilen Irgandı Çarşılı Köprü, Irgandı Köprüsü’nün kuzeyinde yer alan Boyacıkulluğu Köprüsü ve Osmangazi ilçesinin Acemler ve Hürriyet mahalleleri arasında ve Nilüfer Çayı’nın üzerinde yer alan Abdal Köprüsü şeklinde sıralanabilirler.

İznik Roma Tiyatrosu

İznik Gölü’nün kıyısında yer alan ve 2. Yüzyıla ait olan Roma tiyatrosu, 15.000 kişilik bir kapasiteye sahiptir ve Anadolu içerisinde görebileceğiniz en görkemli arkeolojik yapılar arasında yer almaktadır. 2. Yüzyılda günümüze kadar olan süreç içerisinde antik tiyatronun bir kısmı yıkılmış olmakla birlikte seyircilerin oturdukları bölüm ve hayvanların arenaya çıkmak için kullandıkları tünel genel olarak sağlam durumdadır.

İznik Nilüfer Hatun İmaret 

1388 yılında, 1. Murat tarafından annesi Nilüfer Hatun adına yaptırılan ve 14. Yüzyıl mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilen imaret, 1960 yılı itibari ile restore edilerek müze haline getirilmiştir. Bahçesinde Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin sergilendiği müzenin içerisinde ise; İznik ve çevresinde yapılan kazı çalışmaları sonucunda elde edilen arkeolojik kalıntılarının yanısıra Ilıpınar, Roma Tiyatrosu ve İznik çini fırınlarında yapılan kazılar sonucunda elde edilen eserler sergilenmektedir.

Bursa il sınırları içerisinde yer alan kilise, manastır ve diğer ibadethaneleri isim olarak belirtmek gerekirse; ismini Tirilye rivayetlerine konu olan papaz Aya Yani’den alan Mudanya Trilye Aya Yani Manastırı, Meryem Anaya’ya adanmış olan ve Kemerli Kilise olarak da bilinen Panagia Pantobasilia, haç şeklinde inşa edilmiş olan ve günümüzde Fatih Camii olarak da bilinen St. Stephanos Kilisesi, 6. Yüzyıldan günümüze kadar ulaşmış olan ve vaftiz törenlerine ev sahipliği yapan Böcek Ayazması, günümüzde de ibadete açık olan ve İspanya’dan sınır dışı edilerek Osmanlı topraklarına sığınan Musevilere ithafen kovulmuş anlamına gelen Geruş Havrası, 8. Yüzyılda yapılmış olan ancak günümüze kadar ulaşamamış “Meryem’in Vefatı” anlamına gelen Koimesis Kilisesi, 4. Ve 5. Yüzyılda yapılmış olan Helena Kontantinos Kilisesi, 1880’li yıllarda ibadet için kullanılan ancak 2004 yılında restore edilerek kültür evi haline getirilen Fransız Kilisesi, Hayat ağacı olarak da bilinen ve Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yapılan ilk sinagog olması nedeniyle tarihi önem taşıyan Ets Ahayim Sinagogu ve Rum Ortodoks kilisesi olarak açılan ancak 1985 yılından sonra ipek büküm ve dokuma işlemelerinin yapıldığı bir fabrika olarak hizmet vermeye başlayan Demir Kapı Kilisesi şeklinde sıralama yapılabilir.

Bursa il sınırları içerisinde yer alan kaplıcaları ismen belirtmek gerekirse; Kanuni Sultan Süleyman’ın nikris hastalığının bölgedeki su sayesinde iyileşmesi nedeniyle 1552 yılında, Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri Rüstem Paşa tarafından yaptırılan Yeni Kaplıca, mesire yeri olarak da kullanılan Tümbüldek Kaplıcaları, Uludağ’ın eteklerinde, 840 metre yükseklikte yer alan ve dakikada 3000 litrelik bir su verimine sahip olan Oylat Kaplıcaları ve kadın ve erkek kısımlarının farklı zamanlarda yapılmış olan ve yedi farklı kaynağa sahip olan Kükürtlü Kaplıcaları şeklinde sıralama yapılabilir.

Kestel Kalesi

Bursa’nın 12 km doğusunda yer alan ve Bizans dönemi içerisinde tekfurluk merkezi olarak hizmet veren kale, Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınır kalesi olması nedeniyle Kastel olarak adlandırılmış ancak 1306 yılında, Osmanlı egemenliği altına girmesi ile birlikte kalenin ismi, Kestel olarak değiştirilmiştir.

İznik Surları

4970 metre uzunluğu olan surlar, Roma Dönemi içerisinde Nicea olarak adlandırdıkları şehri korumak amacıyla yapılmış ve sonraki dönemlerde Bizans ve Osmanlı dönemleri içerisinde güçlendirilerek günümüzdeki halini almıştır. İznik Surlar, 12 kapı ve 10 metre aralıklar ile yapılmış toplam 114 kulesi ile yapıldığı dönemin savaş ve savunma stratejilerini göstermesi açısından ayrıca önem taşımaktadır.

Gölyazı İç Kale ve Kent Surları

800 metre uzunluğundaki antik surlar içerisinde, modern yaşam devam etmekle birlikte sur duvarlarını tarihsel süreç içerisinde savunma ve göl taşkınları için kullanıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde, surlar içerisinde, geleneksel konut mimarisinin hakim olduğu bölgede, kapılar ve kuleler yer almakla birlikte Roma, Bizans ve Osmanlı sanatı iç içe geçmiş durumdadır.

Bursa Kalesi

Bithynialılar tarafından M.Ö. 2. Yüzyıl içerisinde kurulmuş olan ve Prusias ad Olympum olarak adlandırılarak surlar ile çevrilmiş olan kale, zaman içerisinde Prusias’tan Prusa ve sonrasında ise Bursa’ya dönüşmüştür. Kale, 2 km uzunluğunda surlara ve Hisar (Saltanat) , Kaplıca, Zindan, Pınarbaşı (Su) , Yer (Zemin) Kapısı isimli 5 tane kapıya sahiptir.

Balabancık ve Gazi Aktimur Hisarı

Bursa Kalesi’ni almak amacı ile Osman Gazi tarafından, biri kentin doğusundaki tepede, diğeri de kentin batısındaki kaplıcaların yakınında iki gözetleme kulesi olarak yapılmış ve şehrin giriş çıkışları kontrol edilmeye başlanarak şehir abluka altına alınmıştır.

Kite Kalesi

Düz bir ova üzerine kurulmuş olması nedeniyle tarihteki tek örnek olan kalenin günümüze ulaşan sur kalıntılarından yola çıkılarak kalenin zamanı içerisinde oldukça dikkat çekici bir yapısı olduğu tahmin edilmektedir.

Bursa il sınırları içerisinde yer alan çarşı ve hanları ismen belirtmek gerekirse; Karaca Bey tarafından yaptırılan ve Yün Pazarı olarak da adlandırılan Yorgancılar Çarşısı, tekstil ürünlerinin yoğun olarak satıldığı ve içerisinde 9.000 dükkan bulunan Uzun Çarşı, tekstil ürünlerinin ve el sanatlarının satıldığı ve Tuz Han olarak da bilinen Umur Bey Hanı, Uzun Çarşı içerisinde yer alan ve tarihsel süreç içerisinde Suk-ul Milih olarak da adlandırılan Tuz Pazarı Çarşısı, 1420’li yıllarda Dayı Karaca Bey tarafından yaptırılan ve çatısı kurşun ile kaplı olan Sipahi Çarşısı, Bursa’ya gelen yabancı tüccarlar tarafından yoğun olarak tercih edilen ve Han-ı Cedid-i Sani ya da Han-ı Cedid-i Evvel isimleriyle de anılan Pirinç Han, Osmanlı Devleti’nin silah ihtiyaçlarını karşılayan silahların yapıldığı ancak günümüzde ayakkabı üretimi ve satışı için hizmet veren Okçular Çarşısı, demirci ve bıçakçıların yoğun olarak yer aldığı Kayan Çarşısı, Kapalıçarşı’daki eski ayakkabıcıların yer aldığı Kavaflar Çarşısı, tekstil satışının yapıldığı ve dikim atölyelerinin yer aldığı Kapan Han, yoğun olarak tekstil ürünlerinin satışının yapıldığı veHacı İvaz Paşa Hanı, Lonca Han, Payegah gibi isimler ile de bilinen Geyve Han, çeyiz malzemelerinin yoğun olarak satıldığı Gelincik Çarşısı, günlük kullanılan eşyaların satıldığı dükkanların yer aldığı Çancılar Çarşısı ve günümüzde kuyumcular çarşısı olarak da anılan Bedesten şeklinde sıralama yapılabilir.

Bursa Hayvanat Bahçesi

206.600 m2’lik bir alanda, 1998 yılında, Avrupa standartlarında açılan hayvanat bahçesi içerisindeki hayvan barınakları, doğal yaşama uygun bir şekilde düzenlenmiş olmakla birlikte 2.000 ağaç, 50.000 çalı, 150.000 yer bitkisi ve 11 adet gölete de ev sahipliği yapmaktadır. Hayvanat Bahçesi, Ayı-kurt, yırtıcı kuşlar, su kuşları, lama, yaban eşeği ve deve gibi 95 farklı hayvan türü ile 700 farklı hayvanı bünyesinde barındırmaktadır.

Bursa Botanik Parkı

Bursa’ya dinlenme alanı, spor alanları ve oksijen sağlamak amacıyla kurulmuş olan park, 400 m2’lik bir alanda yer almaktadır ve 1. Dereceden sit alanı olarak kabul edilmiştir. Park içerisinde, 150 türden 8.000 ağaç, 20 türden 50.000 yer bitkisi, 76 türden 100.000 çalı ve 27 türden 6.000 gül bulunmasının yanısıra Fransız bahçesi, İngiliz bahçesi, Japon bahçesi, gül bahçesi, kokulu bitkiler bahçesi, açelya-orman gülü bahçesi, kaya bahçesi, şekilli bitkiler bahçesi ve renk bahçesi gibi bahçeler de yer almaktadır.

Karagöz Müzesi

1997 yılında, Hacivat ve Karagöz kültürünü yaşatmak amacıyla açılan müze, Türkiye’nin ilk Karagöz Müzesi olma özelliğini taşımaktadır. Karagöz ve Hacivat’ın unutulmaması ve nesilden nesile aktarılması için açılmış olan müze içerisinde, gölge oyununun tarihçesinin anlatıldığı panolar, kuklalar, Karagöz ve Hacivat tasvirleri sergilenmesinin yanısıra yeni Karagöz ustaları yetiştirmek amacıyla kurslar da verilmektedir.

Bursa Kültürpark

Bursa’nın düzenlenmiş ilk büyük yeşil alanı olarak kabul edilen kültürpark içerisinde, 60 değişik türde 5000’den fazla ağaç, 44 çalı türü ve çeşitli sarmaşık türleri yer almakla birlikte sandalla gezilen bir göl alanı, lokantalar, çay bahçeleri, barlar, konservatuar binası, Bursa Arkeoloji Müzesi, açık hava tiyatrosu, dinlenme alanları, nikah salonu ve lunapark gibi eğlence alanları da mevcuttur.

Türk İslam Eserleri Müzesi

1975 yılı itibari ile müze olan hizmet veren bina içerisinde, 12.yüzyıl ile 20.yüzyıl arasına ait el yazması kitaplar, İslami kitabeler, İslami sikkeler, zırhlar, silahlar, işlemeler, mezar taşları ve Osmanlı ile Selçuklu dönemini yansıtan birçok malzemelerin yanısıra Bursayöresine ait hamam eşyaları, Bursa dergah ve tekkelerine ait eşyalar, hat sanatı levhaları, Osmanlı nişan madalyaları, mutfak ve kahve eşyaları, Hafız Osman ve Şeyh Hamdullah gibi ustaların hat sanat örneklerinin yanı sıra Karagöz Hacivat gölge oyunu ile ilgili eşyalar da sergilenen eserler arasında yer almaktadırlar.

Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi

Bursa’nın ilk özel etnografya müzesi olarak kabul edilen müze içerisinde, Anadolu Folklor Vakfı kurucu üyelerinden olan Esat Uluumay’ın 45 yılda biriktirdiği 18 değişik koleksiyonun yer almasının yanı sıra Osmanlı’nın 15.yüzyıla kadar uzanan bir zaman diliminde Anadolu ve Rumeli halklarının kullandığı kıyafet ve takılar da sergilenen eserler arasında bulunmaktadır. Bunlara ek olarak; müze içerisinde, tarihin farklı dönemlerine ait yazmalar, seccadeler, kadın ve erkek başlıkları, heybeler, kolonlar, bohçalar, keseler, Yörük çuvalları ve çeşitli bakır eşyaların bulunduğu 70 kıyafet ve 400 parça takı ve hamam, atçılık ve Türk kahvesi ile ilgili eşyalar ile silah, kılıç ve bıçak türünden eserlere de yer verilmektedir.

Bursa Atatürk Müzesi

Atatürk’ün Bursa ziyaretleri sırasında konakladığı yer olan ve 1973 yılında, müzeye dönüştürülerek ziyarete açılan köşk, 2 farklı kattan oluşmaktadır ve 1. Katında, kabul salonu, yemek salonu ve dinlenme odası bulunurken 2. Katında ise; çalışma odası, yatak odası ve limonluk bölümü yer almaktadır. Müzenin mutfak ve bodrum bölümlerinde sergilenen eşyaların tamamına yakın bir kısmının Atatür tarafından kullanılan orjinal eşyalar olması ise müzenin önemini ayrıca vurgulayan noktalardan birisi olarak kabul edilmektedir.

Hünkar Köşkü

1859 yılında av köşkü olarak Uludağ’ın eteklerinde yaptırılan köşk, tarih içerisinde Atatürk Köşkü ve Cumhuriyet Köşkü olarak da adlandırılmıştır. Köşk içerisinde, içinde baş kısmında K&A ibaresinin yer aldığı bir karyola, karyolanın üzerinde halka hitaben yaptığı konuşmanın resmi ve Atatürk’e ait olduğu bilinen rugan terliklerin bulunduğu Atatürk’ün yatak odası olarak kullandığı oda, içinde çalışma masası, kanepe, sehpa ve sehpanın üzerinde çay fincanı olan Atatürk’ün çalışma odası olarak kullandığı odanın yanısıra ortasında küçük bir havuz bulunan salon ve içinde 14 sandalye ve oval ceviz bir masanın bulunduğu yemek odası yer almaktadır.

Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi

Türkiye’nin ilk ve tek Anadolu arabaları müzesi olan ve 17.000 m2’lik bir alan kurulu olan müze, Anadolu’daki araba sanayisinin gelişme sürecini ve araba kültürünü yansıtması açısından önem taşımaktadır. Müze girişinde; 2600 yıl öncesine ait Üçpınar Tümülüsü ve tümülüsün içinde araba parçaları ile tekerlek parçaları kalıntıları, ikinci bölümde; farklı şehirlerden getirilen at arabaları, öküz arabaları; bu arabaların fren sistemi, çark sistemi ve makasları, üçüncü bölümde ise; fayton ve at arabası imalatının yapımının anlatıldığı bir dükkan yer almaktadır.

Osmanlı Evi Müzesi

Zemin ve birinci kat olmak üzere iki kattan oluşan müzenin zemin katında; iki yatak odası ve birinci katında ise; konuk salonu, yemek ve harem odaları yer almaktadır. Müzenin en dikkat çekici bölümü, harem odası olarak kabul edilmektedir ki dışarıya açılan toplam 14 pencere ile aydınlatılan harem odası içerisinde, dönemin el işlemeleri, sedef kakmalı ahşap ev malzemeleri ve porselen eşyalar gibi eserler sergilenmektedir.

Bursa Arkeoloji Müzesi

Türkiye’nin ilk arkeolojik müzelerinden birisi olarak kabul edilen ve 3500 m2’lik bir alan üzerinde kurulu olan müze içerisinde, milattan önce 15 milyon yıl öncesi fosil kalıntıları, Bizans’ın son dönemlerine ait Bithynia ve Mysia bölgelerinde bulunmuş eserler ve Anadolu’nun diğer kültürlerine ait birçok eser sergilenmekle birlikte müzede, 4 tane salon ve bir de açık teşhir bölümü bulunmaktadır. 1 Salon içerisinde; Neolitik ve Kalkolitik dönemlere ait, milattan önce 8000-3000 yılları arasını kapsayan tarihi eserler, Ilıpınar’da bulunan prehistorik eserler, İznik Gölü’nün batısında yer alan Ilıpınar Höyüğü, Yortan kültürüne ait pişmiş toprak mezar kalıntıları ve Eski Tunç Dönemi’ne ait bazı kalıntılar ve Erzurum’un Karaz Köyü’nde bulunan, milattan önce 3000’li yıllara ait Karaz çanak çömlek, 2. Salon içerisinde; Yunan mitolojisinde yer alan tanrılardan Zeus’un tasvirleri, tanrıça Kybele heykelleri, gücü temsil eden Herakles’in Nemea Aslanı’nı boğduktan sonraki duruşunun tasviri, sağlık tanrıçası Asklepios’a adanmış sunaklar, Roma dönemine ait taş eserler, senatör ve komutan heykelleri, Attis kabartması, İmparator Tiberius büstü ve filozof heykelleri, 3. Salon içerisinde; milattan önce 8.yüzyıldan Bizans devrinin sonlarına kadar olan dönemin eserleri ve birçok farklı uygarlığa ve çağa ait sikkeler, 4. Salon içerisinde; Balıkesir’de bulunan tümülüsün bir benzeri, Akhamenid dönemine ait at arabası kalıntıları ve bu kalıntılardan yola çıkılarak yapılan araba örneği sergilenirken müzenin açık teşhir bölümü içerisinde ise; zengin stel koleksiyonu, lahit mezar örnekleri, farklı mimari parçalar, aslan heykelleri ve Zeus ile Herakles büstü sergilenen eserler arasında yer almaktadırlar.

Bursa Kent Müzesi

1926 yılında adliye binası olarak yaptırılan ve 1999 yılına kadar adliye binası olarak kullanılan bina, 2001 ile 2004 yılları arasında gerçekleşen restorasyon çalışmaları sonrasında 2004 yılında müze haline getirilmiş ve Bursa Kent Müzesi olarak hizmet vermeye başlamıştır. Bodrum kat, zemin kat ve 1.kat olarak 3 bölümden oluşan müzenin bodrum katında; El Sanatları Çarşısı adında tematik bir galeri ve galerinin içinde de el sanatları, marangoz, semerci, çinici, bakırcı, bıçakçı, şekerci ve yemenici gibi dükkanların canlandırmaları, müzenin zemin katında; Bursa tarihi ve şehrin yıllar boyunca yaşadığı değişimler, kronolojik olarak anlatılırken bölüm içerisinde bulunan Çağdaş Bursa isimli başka bir alanda ise; Cumhuriyet dönemi boyunca şehrin gelişim süreçleri; Bursa’yı Bursa Yapanlar, Atatürk ve Bursa, Mimari Yapı gibi özellikler anlatılırken müzenin son bölümü olan 1.katta ise; Bursa’nın tarih içindeki tüm yaşam biçimi gözler önüne serilmektedir.

Uludağ Kayak Merkezi

Şehir merkezine 34 km mesafede yer alan Uludağ Milli Parkı, tektonik hareketler sonucu ulaştığı 2543 metrelik yüksekliği ile Marmara Bölgesi’nin en yüksek noktasını oluşturmaktadır. Bölgenin en dikkat çekici jeomorfolojik yapı özelliği olarak Aras çağlayanı ve zirvede görülen buzul izleri olarak gösterilirken bölge, doğa şartları nedeniyle ayı, kurt, çakal, tilki, karaca, geyik, tavşan, domuz, keklik, yabani güvercin, akbaba, kartal, çaylak, bülbül, çalıkuşu gibi birçok hayvanların yaşam alanı haline gelmiş durumdadır. Aralık ile Mayıs ayları arasında kalan dönem içerisinde, ortalama 4 metrelik kar kalınlığı ile kayak yapmaya elverişli olması nedeniyle Türkiye’nin en çok tercih edilen kış sporları merkezlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Toplamda 11.338 hektarlık bir alanı kaplayan kayak merkezine, kış ayları boyunca günübirlik ve konaklamalı olarak birçok tur düzenlenmektedir.

Atatürk Kent Ormanı

Bursa’nın en büyük kent parkı olarak bilinen Atatürk Kent Ormanı içerisinde, piknik alanları, 6,5 kilometrelik yürüyüş yolu, 3,5 kilometrelik parke yol ve bisiklet yolu, 7’si barbekülü toplam 10 adet yağmur barınağı, 6 seyir terası, 10 kamelya, et satış noktaları, büfeler, piknikçiler için düşünülmüş 5 adet bulaşık yıkama yeri, tuvaletler, 2 adet çocuk oyun alanı, 2 adet voleybol oyun alanı ve tenis masaları yer almaktadır.

Bunlara ek olarak; bir Bursa ziyaretiniz sırasında ziyaret edebileceğiniz diğer alanları ismen belirtmek gerekirse; 6.5 metrelik yüksekliği ile dünya üzerinde benzeri bulunanların içerisinde en yükseği olan Yüzen Taşlar Heykeli, Karabaş-ı Veli Dergahı, İnebey Yazma Eser Kütüphanesi, Ağlayan Çınar, Ayvaini Mağarası, Oylat Mağarası, İnegöl Ormanları, Tirilye Evleri, Bursa Dalyan Gölü, Softaboğan Şelalesi, Oylat Vadisi, Botanik Park, Sansarak Kanyonu, Ulubat Gölü ve Misi Köyü şeklinde sıralanabilirler.

Yorum yap