Marmara Bölgesi Türkiye

Büyükada’da Gezilecek Yerler

İstanbul’da olup da bir anda kendini doğa ve tarihin içinde bulmak isteyenlerin uğrak yeri olan “Büyükada” prens adalarının en büyüğü ve güzeli olarak bilinmektedir. Adeta bir dokuma ipek kumaşı gibi binlerce yıllık Rum ve Türk kültürüyle bezenen Büyükada; deniz ve çam ağaçlarının kokusuyla beslenen tertemiz havası, hayranlık uyandıran birbirinden güzel köşkleri, faytonlarıyla nostaljik kartpostal tadındaki sokakları, kendinizi Marmara’nın serin sularına bırakacağınız plajları ve hemen her noktadaki muhteşem manzarasıyla müptelası olacağınız bir yer.Büyükada, Splendid Hotel, Büyükada Splendid Hotel

Siz de tarih ve doğayla iç içe olup huzuru koklamak, şehrin gürültüsünden kaçmak ve kendinizi bulmak istiyorsanız mutlaka adayı ziyaret etmelisiniz. Ancak adalara gelmeden önce sizlere rehber olmasıyla kaleme aldığımız “Büyükada Gezilecek Yerler” listemize göz atmalısınız…

Büyükada’da Gezilecek Yerler (Büyükada’da Yapılması Gerekenler)

Yaklaşık olarak 30 dakikalık yolculuktan sonra adaya ilk adımı attığınızda başka bir dünyaya geldiğinizi hissedebiliyorsunuz. Adanın tarih kokan havasıyla birlikte adımlarımızı sıklaştırarak yaşanmışlıkların yer aldığı her köşeyi keşfe çıkıyoruz. İşte Büyükada’da yapılması gereken şeyler listemiz

1. Aya Yorgi Kilisesine Çıkın ve Muhteşem Manzaraya Kendinizi Bırakın 

Adaya gideceklere ilk tavsiyemiz -sanırım herkesin ilk tavsiyesi bu oluyor- Aya Yorgi Kilisesi’ne çıkmaları olacaktır. Çıkmaları diyoruz çünkü buraya ulaşmak oldukça meşakkatli bir yokuş tırmanışı gerektiyor. Ancak Aya Yorgi tepesine ulaştığında belki de İstanbul’daki en güzel manzaraya tanıklık edeceksiniz.

Aya Yorgi Kilisesi 1905 yılında yapılmış. Ancak anlatılanlara göre bu tepede yer alan manastırın temelleri 1700’lü yıllara kadar gitmektedir. Rumlar arasında “Aya Yorgos” olarak anılan bu kilise, Ortodoksların kutsal hac mekanlarından biridir. 23 Nisan ve 23 Eylül tarihlerinde ise burası dilekte bulunmak isteyen çok sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor. Efsanelere göre bu günlerde kiliseye gelip dilekte bulunanların dilekleri kabul olmaktadır. İlginç rivayetlerden biri de bu tarihlerde meşhur yokuşun başına bağladıkları ipi kiliseye kadar kopmadan ulaştırabilenlerin dileklerinin kabul olmasıdır. Kilise ve dilek efsaneleriyle ilgili daha fazla bilgi için “Aya Yorgi Kilisesi” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Yukarıda da bahsettiğim gibi bu tepeye ulaşmak oldukça meşakkatli. Bu nedenle adaya gelen birçok ziyaretçi burayı es geçmektedir. Sanırım adaya yapılan en büyük saygısızlık buraya kadar gelip de bu muhteşem İstanbul manzarasını kaçırmak olacaktır. Tepeye ulaşabilmeniz için öncelikle “Lunapark Meydanı” olarak bilinen alana gelmeniz gerekiyor. Burada biri Aya Yorgi’ye biri de Rum Yetimhanesi’ne çıkan karşılıklı iki yokuş bulunuyor. Aya Yorgi’ye çıkmak için yaklaşık 1 km uzunluğundaki Arnavut kaldırımlı yolu aşmanız gerekiyor. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi bu yokuşu çıkmaya fazlasıyla değen güzellikler bu tepede barınıyor.

Tepeye ulaştıysanız kiliseyi gezin, denk getirebilirseniz gün batımına tanıklık edin ve muhteşem manzarayı içinize çekerken kır gazinosunda yemek yiyin 🙂


2. Rum Yetimhanesi’ni Yıkılmadan Görün

Her gördüğümde içimi bir burukluğun kapladığı Rum Yetimhanesi adada görülmeye değer yerlerin başında geliyor. Aya Yorgi’den sonra aynı gün ikinci bir yokuşa tırmanmak zor olsa da benim gibi tarih ve yaşanmışlıklar izinde giden bir tutkunluğunuz varsa rotanıza mutlaka burayı eklemelisiniz.

Dünyanın en büyük ahşap binalarından birisi olan yetimhane aslında ilk başta Fransızlar tarafından 1800’lü yılların son yıllarında otel amacıyla 206 odalı olarak inşa edilir. Ancak gerekli ruhsat alınamayınca Rum vakıflarına satılır. 1903 yılında açılışı yapılır ve 1964 yılına kadar Rum çocuklarının barındığı ve eğitim aldığı bir yetimhaneye dönüştürülür. 1964 yılında kapatılıp bugünkü kaderine terk edilmiştir. Yetimhanenin bulunduğu bahçeye girmek yasak. Yetimhanenin bahçesinde yaşayan bekçi bahçeden içeriye girmenize kesinlikle müsaade etmiyor.Rum Yetimhanesi, Büyükada Rum Yetimhanesi

Başlıkta “Yıkılmadan görün” dedim, zira bu bakımsızlıkla yetimhane binasının yıkılması an meselesi. Bu nedenle bu tarihi ve görkemli binayı görmeden adadan ayrılmayın. Bu arada şunu da ilave edelim yetimhanenin bahçesine girme şansınız maalesef yok. Yetimhanenin bahçesinde yaşayan bekçi bahçeden içeriye girmenize kesinlikle müsaade etmiyor. Ancak dışarıda parmaklar arasında binayı ve yıkıntılarını gözlemleyebilirsiniz.


3. Büyükada Sokaklarını Keşfedin

Büyükada, Büyükada sokakları, Büyükada caddeleri

Adaya adım attığınızda sizi büyülecek olan ilk şey bahçeleri ve görkemli köşkleriyle sokaklar olacaktır. Hemen adanın tüm noktasında çam ağaçları ve tarihi binalarla bezenmiş sokaklar, sizlere geçmişe bir yolculuk yaptıracak büyüleyici bir güzelliğe sahip. Vaktinizin büyük bir kısmını bu sokakları gezerek, köşklerin yaşanmışlıklarına kendinizi kaptırarak ve tarih kokusunu içinize çekerek geçirebilirsiniz. Tarih ve yaşanmışlıklar kokan ada sokaklarında peşpeşe geçen faytonlar ise size nostaljik anılar yaşatmaya yetiyor.


4. Tarihi Köşkler 

Büyükada Köşkleri, Köşkler BüyükadaBirçok sokağa ve alana yayılmış olan “Büyükada köşkleri” o kadar güzel ki ada diyince aklımıza ilk gelen birbirinden güzel bu köşkler olur. Yapıldıkları dönemin en güzeli mimari örneklerini oluşturan bu köşkler zarifleriyle birbirleriyle yarışmaktadır. Ada sokaklarını keşfettikçe her köşede birbirinden zarif bu köşkler sırayla sizleri selamlayacak. Sahip oldukları zarif mimari özelliklerin yanında köşklerin her parçasında bir yaşanmışlığın ve anının yer aldığını bilmek insanı etkiliyor ve bu anılar size de sirayet ediyor. Daha ne diyebilirim ki? Mutlaka gezin!Büyükada köşkleri, Agopyan Köşkü, Büyükada sokakları

Yukarıdaki fotoğrafta birbirinden güzel birçok tarihi köşkün tam ortasında yer alan “Agopyan Köşkü”nü görebilirsiniz. Ada sokakların birleştiği noktada çam ağaçları ve köşklerle çevrelenen Agopyan Köşkü önünde duraklamanızı tavsiye ediyoruz.


5. Bisikletinizle Doğa Turuna Çıkın

Büyükada, Büyükada Bisiklet Turu, Bisiklet turu Büyükada

Ada denildiğinde aklımıza ilk gelen şeylerden biri bisiklet olur. Araç trafiğine kapalı olan bu ada yollarında bisiklet pedallamak sanırım herkesin defalarca yapmak isteyeceği şey. Zorlu ancak bir o kadar eğlenceli “Büyükada Bisiklet Turu” herkesin yapması gereken bir etkinlik. Bu tur sırasında; ağaçlarla, tarihi köşkler ve tadımlık manzaralarla bezenmiş sokakları büyük keyifle gezerken meşhur yokuşları tırmanırken yorulup sık sık mola vereceksiniz 🙂 Eğer varsa kendi bisikletinizi vapur ve teknelerle kolayca adaya götürebilir; bisikletiniz yoksa günlük 15-20 TL gibi fiyatlarla adada kiralayabilirsiniz. Haydi ne duruyorsunuz, en kısa sürede gidin ve pedallayın…


6. Dilburnu Mesire Alanına Gidin

Yemyeşil çam ağaçlarının gölgesi ve mavi deniz manzarasının bir arada bulunduğu “Dilburnu Mesire Alanı”, adada piknik yapabileceğiniz ender yerlerden. İçinde restaurant, piknik masaları, çocuklar için oyun alanları bulunmaktadır. Ayrıca Dilburnu, birçok filme ve diziye ev sahipliği yapmıştır. Eğer adada piknik yapmayı ve gezmekten ziyade doğa içinde kafa dinlemeyi düşünüyorsanız burayı düşünebilirsiniz.


7. Adalar Müzesi

Adayın güney tarafında yer alan Aya Nikola’da kurulmuş olan müze içinde binlerce belge, fotoğraf, geçmişten günümüze kadar adada kullanılmış eski eşyalar ve tarihi eser bulunmaktadır. 2010 yılından itibaren ziyarete açılan müzede İstanbul’un ve adaların milyonlarca yıllık oluşum sürecinin izlerini de bulabilirsiniz.


8. Reşat Nuri Güntekin Evi

Cumhuriyet Dönemi’nin en büyük yazarlarından olan ve Çalıkuşu adlı başyapıtı yazmış olan Reşat Nuri Güntekin’in yaşamış olduğu ev bugün birçok kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Yazarın ölümünden sonra müzeye dönüştürülen evde yazara ait birçok eşyayı görme şansınız var.


9. Yücetepe Kır Gazinosunda Yemek Yiyin

Aya Yorgi tepesinin en güzel taraflarından biri de o manzara eşliğinde birbirinden güzel yemeklerin-içeceklerin tadına bakabilmenizdir. Fiyatlar adalar genelinde düşünüldüğünde oldukça uygun. Meşakkatli yolculuktan sonra İstanbul’un büyüleyici deniz manzarası karşısında yediğiniz yemek günün tüm yorgunluğunu alıyor. İnternetten de araştırma yaptığımda onca yola ve yorgunluğa rağmen manzara eşliğindeki paçanga böreği, patates ve şiş kebabın müdavimlerini görmek açıkçası beni şaşırtmadı. Ben manzarasına ve kır lokantasının konumuna bayıldım, umarım sizler de en az benim kadar hayran kalırsınız.


10. Büyükada Kedilerini Sevin 🙂

Büyükada, Büyükada kediler, Kedi büyükadaAdada 3-5 dakika yürüdükten sonra kenarda sizi seyreden şirin, şımarık ve korkusuz birçok kedinin varlığı sizi kesinlikle şaşırmasın. Kediler insanlara o kadar çok alışmış ki eğilip objektifimi doğrulttuğumda bile hemen miyavlayıp yanıma koşuyorlar. Görmeye alışkın olmadığımız kediler yiyeceklerini martılar ve köpeklerle paylaşmaktan da çekinmiyor. Kedilerin bu kadar cana yakın olmasının altında ise ada sakinlerinin kedilere karşı göstermiş oldukları özel ilgi yatıyor.  Siz de birbirinden şirin ve sevecen kedileri ada ziyaretinde sevebilir ve hatta adaya gelmeden önce yanınıza kedi maması alabilirsiniz…


11. Pazar Günleri Adaya Gitmeyin…

Pazar günü adaların kalabalık olacağını tahmin ediyordum ama yanıldım. Çünkü vapurlar, tekneler, sokaklar, yollar olması gerektiğinden çok ama çok fazla ziyaretçi barındırıyordu. Bu da gezimizden zevk almamızı açıkçası biraz engelledi. Hele dönüş yolunda vapurda belediye otobüsü misali ayakta tıka basa yolculuk yapmamız bana hayatım boyunca unutmayacağım bir tecrübe edindirdi: Mümkünse pazar günleri adalara gitmeme!


 

Yorum yap